TÜRK
BANKACILIK SİSTEMİNDE DCD İŞLEMLERİNİN
HUKUKİ KONUMU VE MUHASEBELEŞTİRİLMESİ
|
SİNAN ÇAM
|
BDDK
|
GÜRCAN AVCI
|
BDDK
|
1. Dual Currency Deposit (DCD-İkili Döviz Mevduatı) İşlemi
|
Opsiyon ile mevduat sözleşmesinin birleştirildiği gömülü türev araçlardan
biri olan DCD’ler,
bankanın müşterisine ait mevduat hesabı üzerine
rehin tesis etmek suretiyle, döviz opsiyonu satın
aldığı ve karşılığında müşteriye prim ödemeyi
kabul ettiği bir finansal enstrümandır. DCD
uygulamasında bankalar; yapılan opsiyon işleminin
konusunu teşkil eden finansal değere karşılık
olmak üzere, müşterinin mevduat hesabını teminata
almaktadır. Müşteri bankada opsiyon işlemi için
teminatta tuttuğu mevduat için ayrıca faiz
almaya hak kazanmaktadır. Piyasa cari kuru banka lehine
oluştuğu takdirde, banka opsiyonu kullanmakta
ve müşteriye düşük kurdan, teminata alınan mevduat
döviz tutarı kadar döviz satın alma ve/veya
yüksek kurdan teminata alınan mevduat tutarı kadar döviz
satma hakkına kavuşmaktadır. Aksi durumda ise,
müşteri teminata verilen dövizli ve/veya TL
mevduatın anaparası ile birlikte faiz ve opsiyon
prim hakkına kavuşmaktadır. Söz konusu işlemlerde
müşteri kur riski alarak yüksek getiri elde
edebileceği gibi, vade sonunda döviz kuru aleyhine olacak
şekilde gerçekleşmesi durumunda, anapara kaybından
dolayı zarara maruz kalabilmektedir. Banka ile
müşteri arasında anılan işlemlere ilişkin olarak
uygulama esaslarının belirlendiği Dual Currency
Deposit sözleşmesi imzalanmaktadır.
Bazı hallerde ise banka ile müşteri arasında
yapılan DCD işlemine benzeyen tam teminatlı opsiyon
işlemleri yapılmaktadır. Söz konusu işlem de,
mevduat ve opsiyon işleminin birleşimi olup adından da
anlaşılacağı üzere mevduattan ziyade opsiyona
daha yakın durmaktadır.
|
2. Banka ve Müşteri Arasında DCD Sözleşmesi Düzenlenmesi
|
Söz konu işlemler
ile ilgili olarak banka ve müşteriler arasında DCD sözleşmeleri
düzenlenmektedir. Düzenlenen sözleşmede, valör tarihi, vade
ve teslimat tarihi, sözleşmenin
konusunu oluşturan finansal değerin rakamsal tutarı ile uygulanacak
faiz ve opsiyon oranları, bu
oranlara göre hesaplanan getiri tutarı ve opsiyon koşullarının
temelini oluşturan referans döviz
kuru yer almaktadır. Ayrıca piyasa döviz kurunun banka tarafından
hangi saat verileri esas
alınarak belirleneceği sözleşmelerde yer almaktadır. Bahse
konu rakamsal değerler üzerinden
|
Sayfa 1 /
10
|
MAYIS-HAZİRAN
2010, ACTIVE
|
sözleşme
koşulları detaylı bir şekilde düzenlenmektedir. Buna göre müşteri, döviz cinsi
üzerinden
parasını yatırdığında, piyasa döviz kurunun referans döviz
kurundan düşük olması durumunda
müşteriye teslimat tarihinde anapara ve ikili döviz getirisi
döviz cinsi olarak ödenmekte iken, vade
tarihinde piyasa döviz kurunun referans döviz kurundan daha
yüksek ve eşit olması durumunda
ise müşteriye anapara ve getirinin referans döviz kuru üzerinden
TL karşılığı ödenmektedir. Diğer
taraftan müşteri TL olarak parasını yatırdığında ise, piyasa
döviz kuru vade tarihinde referans
döviz kurundan daha yüksek olması durumunda müşteriye teslimat
tarihinde anapara ve ikili
döviz getirisi TL olarak ödenmekte iken, vade tarihinde piyasa
döviz kuru referans döviz kurunda
daha düşük veya eşit olması durumunda müşteriye anapara ve
getirinin referans döviz kurundan
döviz cinsi karşılığı ödenmektedir.
|
Yukarıda anlatılan
DCD sözleşmesinde, belirlenen koşullardan dikkati çeken başka bir husus
da, opsiyon işleminin konusu olan finansal değerin mevduat
olmasıdır. Buna göre müşteri
sözleşme konusu mevduat hesabını faizleriyle birlikte vade
sonuna kadar bankaya rehin etmeyi
kabul etmekle, banka, opsiyon işlemini teminat altına almaktadır.
Aynı sözleşmelerde opsiyon
koşullarının gerçekleşmesinin olumsuz bazı sonuçları da hükme
bağlanmaktadır. Buna göre,
müşteri ödemenin yapılacağı para biriminin değer kaybetmesinden
kaynaklanacak zararlara
hazırlıklı olacağı ve döviz kurlarındaki değişimlerden dolayı
mevduat anapara ve getirisinin
olumsuz yönde etkilenebileceği ifadelerine yer verilmektedir.
Buna ilave olarak bu sözleşme
kapsamında açılan hesabın mevduat hesabından farklı olduğu,
hatta müşterinin anaparasını dahi
kaybedebileceği sözleşmeye derc edilmektedir.
|
Taraflarca
imzalanan sözleşmede müşteri opsiyon satıcısı olarak alıcı durumunda olan
bankaya, elindeki değeri yani mevduat tutarını sözleşmede
belirtilen koşullar çerçevesinde satma
veya alma opsiyon hakkı tanımaktadır. Sözleşmedeki (Döviz
– TL) koşullara göre banka; piyasa
döviz kurunun referans döviz kurundan düşük olması durumunda
müşteriye teslimat tarihinde
anapara ve ikili döviz getirisi döviz cinsi üzerinden ödeme,
piyasa döviz kurunun referans döviz
kurundan daha yüksek ve eşit olması durumunda ise müşteriye
anapara ve getirinin referans
döviz kuru üzerinden TL karşılığı ödemek suretiyle alım opsiyonuna
sahip olmaktadır. Diğer bir
sözleşme (TL – Döviz) şekliyle de banka; piyasa döviz kurunun
referans döviz kurundan yüksek
olması durumunda müşteriye anapara ve ikili döviz getirisi
TL üzerinden ödeme, piyasa döviz
kurunun referans döviz kurundan daha düşük veya eşit olması
durumunda müşteriye anapara ve
getirinin referans döviz kuru üzerinden döviz karşılığı ödemek
suretiyle satım opsiyonuna sahip
olmaktadır. Söz konusu sözleşmelerde opsiyonu veren müşteriye,
opsiyon koşulu olan piyasa
döviz kurunun referans döviz kurundan daha yüksek ve eşit
olması durumunda, sözleşmeye konu
varlık olan mevduat tutarını kararlaştırılan fiyattan bankaya
satma veya piyasa döviz kurunun
referans döviz kurundan daha düşük ve eşit olması durumunda
mevduat tutarını üzerinden
kararlaştırılan fiyattan döviz alma yükümlülüğü getirilmektedir.
Bu zorunluluk karşılığında opsiyon
veren müşteri, opsiyonu kullanma hakkına sahip bankadan opsiyon
primi (ilave olarak mevduat
faizi) almaktadır.
|
Buna karşın sözleşme
koşulları çerçevesinde bankanın potansiyel zararı; en çok ödediği prim
ve belirlenen faiz kadar olmaktadır. Zira, sözleşmeye konu
varlığın spot piyasadaki fiyatında
kendisi için olumsuz bir artış ya da azalışın meydana gelmesi
durumunda, banka opsiyon hakkını
kullanmayacak ve böylece opsiyon sözleşmesi sona erecektir.
Tersi durumda bankanın
sözleşmeye konu varlığın spot piyasadaki fiyatında kendisi
için olumlu bir artış ya da azalışın
meydana gelmesi durumunda,kârlı olacağından dolayı opsiyon
hakkını kullanma yoluna
gidecektir. Banka, sözleşme hükümlerinin uygulanmasıyla kâr
elde etmesi durumunda, kaynak
maliyetlerini de düşürme imkânına kavuşacaktır. Opsiyon hakkının
kullanılmasıyla birlikte söz
konusu sözleşme hükmü sona erecektir. Diğer yandan uygulamada,
banka müşteri ile yaptığı
opsiyon işleminin aynısını farklı bir finansal kuruluşla
yapmakta ancak kur ve prim tutarlarında
müşteriye kıyasen daha iyi oranlar kullanması sebebiyle herhangi
bir risk almadığı gibi kur ve
prim marjından nette kazançlı çıkmaktadır.
|
Sözleşme içeriğindeki
hükümler çerçevesinde banka tarafından hakkın kullanılması, şartın
gerçekleşmesine dayandırıldığından dolayı, taraflar arasında
yapılan sözleşmenin şarta bağlı
sözleşme niteliği arz ettiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Sözleşmedeki
şart; piyasa döviz kurlarının,
kararlaştırılan referans döviz kurunun üzerinde veya altında
gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine
bağlanmıştır. Söz konusu işlemin hukuki bakımdan etkili olması,
başlangıçta vukuu şüpheli olayın
gerçekleşmesine bağlıdır. Bu itibarla sözleşmede belirtilen
alım ve satım yükümlülükleri
|
Sayfa 2 /
10
|
MAYIS-HAZİRAN
2010, ACTIVE
|
sözleşmenin
tarafları açısından borçlandırıcı işlem niteliği arz etmektedir. Opsiyon sözleşmesi
ise
ancak opsiyon hakkı kullanıldığı anda hüküm ifade etmektedir.Dolayısıyla
opsiyon veren
müşterinin sözleşmeye konu varlığı alma ya da satma zorunluluğu,
opsiyon kullanıcısı olan
bankanın opsiyon hakkını kullanması anında ortaya çıkmaktadır.
|
Sözleşmenin içeriği
irdelendiğinde, bankanın koşulların kendi lehine oluşması durumunda
opsiyon hakkını kullanmasıyla, müşteri; ödemenin yapılacağı
para biriminin değer
kaybetmesinden veya döviz kurlarındaki değişimlerden dolayı
mevduat anapara ve getirisinin
olumsuz etkilenmesiyle zarara maruz kalabilecek, hatta anapara
kaybına uğrayabilecektir. Bu
yapısı itibarıyla sözleşmenin uygulaması, taraflar arasında
mevduat ilişkisinden daha çok bir
finansal opsiyon işleminden kaynaklanan banka – müşteri ilişkisi
niteliği ortaya koymaktadır. Bu
uygulamada müşterinin zarara maruz kalması ihtimal dahilinde
iken, bankanın opsiyon koşulları
oluşmadığında maruz kalacağı zarar ise mevduat faizi ile
opsiyon primi kadar olmaktadır. Buna
karşın opsiyon koşullarının oluşması halinde; bankanın opsiyon
hakkını kullanmasıyla ciddi gelir
elde etme olasılığı bulunmaktadır. Bankanın bu tarz işlemlerden
gelir elde ederek çıkması
durumunda kaynak maliyetini düşürme imkânına da kavuşabilmektedir.
|
Yukarıda detaylı
açıklamalar çerçevesinde bu yapısı itibarıyla DCD işlemi aslında finansal
türev araçlardan olan opsiyon ile mevduatın iç içe geçtiği
bir yatırım aracı olarak karşımıza
çıkmaktadır. Genellikle bu tarz işlemler, ihracat ve ithalat
yapan ve işlemlerinde birden fazla para
birimi kullanan yatırımcılar ile risk iştahları yüksek müşteriler
için cazip hale gelmekle birlikte,
bankaların pazarlama hedefinin mevduat tabanına doğru yöneldiği
de dikkati çekmektedir. Nasıl
ki, normal bir opsiyon işleminde mutlak surette opsiyona
konu bir varlığın gerekliliği varsa, DCD
işleminde de konusunu teşkil eden varlığa gereksinim vardır.
Uygulamada DCD işlemlerine konu
teşkil eden parasal varlığı müşterinin mevduat hesabı oluşturmaktadır.
Sözleşmeye göre müşteri,
yapılan opsiyon işleminde mevduat hesabını bankaya teminat
olarak bırakmaktadır. Ardından
vade ve opsiyon uygulama fiyatına göre opsiyon primi belirlenmekte
ve müşteri belirlenen
uygulama fiyatından alma hakkını bankaya satarak karşılığında
bankadan prim hakkını elde
etmektedir. Ayrıca teminat altına alınan mevduat için de
bankaca belirlenen oran üzerinden faiz
yürütülmektedir. Vade geldiğinde piyasa kuru uygulama fiyatının
(referans kur) altında ise
bankaca mevduat tutarı ile birlikte mevduata uygulanan faiz
ve opsiyon primi mevduatın para
cinsinden ödemesi gerçekleştirilmektedir. Buna karşın vadedeki
piyasa kuru, uygulama fiyatının
üstünde ise mevduat tutarı, belirlenen uygulama fiyatı üzerinden
alım - satıma konu edilmektedir.
Bu şekilde bir sonuç ortaya çıkması durumunda, banka opsiyon
hakkını kullanacağından
müşterinin döviz kurlarında yaşanan artış nedeniyle kazandığı
opsiyon primi ve faiz gelirlerine
rağmen anapara kaybına maruz kalabilmesi ihtimal dahilindedir.
Sonuç olarak mevduat hesabı
konu edilerek gerçekleştirilen opsiyon işlemlerinde, müşterinin
piyasa faiz oranlarının üzerinde
gelir elde etmesi ya da döviz kurlarında yaşanan artış nedeniyle
anapara kaybına maruz kalması
arasında iki uç noktada tercih yapması hususu nedeniyle büyük
bir risk aldığı görülmektedir.
|
DCD işlemleri
neticesinde bankaların ve müşterilerin vergi mevzuatı karşısındaki durumu da
önem arz etmektedir. Bilindiği üzere mevduat üzerinden 193
sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun
(GVK) Geçici 67 nci maddesinin 4 üncü fıkrası gereği %15
oranında gelir vergisi stopajı
kesilmektedir. Opsiyon primi üzerinden primin peşin olarak
müşteriye ödenmesi durumunda
GVK’nın geçici 67 nci maddesinin 1 inci ve 13 üncü fıkraları
gereği %10 gelir vergisi stopajı
yapılmaktadır. Ancak GVK’ya istinaden çıkarılan 257 seri
no.lu Tebliğ’de verilen örnekte opsiyon
işlemi neticesinde zararlı çıkması halinde müşterinin gelir
vergisi ödemeyeceği, şayet başlangıçta
bir vergi ödemişse söz konusu vergiyi geri alabileceği ifade
olunmuştur. Banka, DCD işlemlerinde
primi vadede ödeyerek müşteri adına hem başlangıçta bir vergi
stopajı yapmamakta hem de
vadede müşterinin zararlı çıkması halinde DCD işleminin opsiyon
kısmı için vergi stopajı söz
konusu olmamaktadır. Banka bu hallerde yalnızca mevduata
verilen faiz üzerinden %15 gelir
vergisi stopajı gerçekleştirmektedir. Sonuç olarak opsiyon
işlemi müşteri lehine realize olmaması
halinde, müşteri yalnızca gelir vergisi ödemekte, lehine
realize olsa dahi salt mevduat faizine
ödenecek %15 vergi stopajı yerine, kazancın bir kısmını (opsiyon
primini) %10 ile
vergilendirmekte ve %5 daha az vergi ödemektedir.
|
DCD’lerin işleyişi
hakkında aşağıdaki örnek verilmiştir. Konunun daha iyi açıklanabilmesi
bakımından Döviz – TL bazlı örnek uygulama detaylı şekilde
sunulmuştur. 1 .
|
1
|
Anlaşılabilmesi için bazı tutarlar yuvarlanmıştır.
|
MAYIS-HAZİRAN
2010, ACTIVE
|
Sayfa 3 /
10
|
Valör |
Vade
|
Mevduat Tutarı
|
Mevduat Faizi
|
Opsiyon Oranı
|
Referans USD Kuru
|
Başlangıç USD Kuru
|
İkili Döviz Getiri Tutarı
|
09.03.2010
|
17.03.2010
|
200.000 USD
|
1,75%
|
7,75%
|
1,64
|
1,61
|
208 USD
|
Banka yukarıdaki
işlem için müşteri ile “ikili döviz işlemi sözleşmesi” veya “tam teminatlı
opsiyon sözleşmesi” imzalamaktadır. Sözleşmeye göre müşteri
mevduatını bankada
bulundurmasının yanı sıra bankaya opsiyon hakkını satmaktadır.
Buna göre vadede dolar/TL kuru
1,64’ün üstünde olursa banka 1,64’den 200.000 USD’yi satın
alacak, karşılığında ise müşteriye
1,64’den TL verecektir. İkili Döviz Getiri Tutarı, opsiyon
ve mevduat oranları toplamı üzerinden
adat yöntemiyle belirlenmektedir.
|
Sözleşmede belirtilen
vade tarihi olan 17.03.2010 tarihinde kur 1,66 olarak gerçekleşmiş,
banka opsiyon hakkını kullanmış ve 1,64’ten müşteriden 200.000
USD almıştır. Karşılığında
müşteriye 328.000 TL ödenmiştir. Müşteri işlem neticesinde
76,72 USD brüt-65,22 USD net
mevduat faizi elde etmiştir. Bununla birlikte müşteri ayrıca
339,7 USD opsiyon primi tahsil
etmiştir. Müşteri sözleşmeye göre vade sonunda, 200.000 USD
mevduat, 339,7 USD prim ve
65,22 USD net mevduat faizi olmak üzere toplam 100.404,92
USD’lik tutar üzerinden, 1,64
USD/TL referans kur karşılığı 328.664 TL almaya hak kazanmıştır.
Vade tarihinde bankaca
uygulanan işlem kuru ise 1,66 olduğuna göre, yapılan söz
konusu işlem sonucu müşterinin
197.990 USD (328.664/1,66=197.990 USD) elde ettiği görülmektedir.
Müşterinin mevduat faizi
ve opsiyon primi üzerinden vade tarihinde lehine bir durum
gerçekleşmiş olsaydı 200.000 $’lık
opsiyon işlemi sonucunda 200.404 USD (net) tahsil etmiş olacaktı.
Ayrıca salt döviz tevdiat
hesabı olarak 200.000 USD’yi bankaya yatırmış olsaydı, vade
sonunda DTH faiz oranı üzerinden
hesaplanacak olan faiz tutarı kadar 200.000 USD’dan daha
yüksek bir tutara hak kazanacaktı.
DCD işlemine göre belirlenen %9,5’luk oran üzerinden müşteri
200.404 USD alma yerine 197.990
USD almak suretiyle gelir elde etmekten ziyade anapara kaybına
uğradığı ve sonuçta zarar ettiği
(200.404 USD – 197.990 USD = 2.414 USD) net bir şekilde görülmektedir.
Nitekim örnekte
banka işlem sonucunda ödediği 339,7 USD prim ve 65,22 USD
faiz giderini muhasebeleştirmiş,
bunlara karşın 4.008 TL türev işlem karını da muhasebeleştirmiş
ve opsiyon işleminden nette
kazançlı olduğunu göstermiştir. Söz konusu örnek olayda müşterinin
gelir elde etme yerine
anapara kaybı nedeniyle zarara uğradığı, buna karşılık bankanın
toplamda gelir elde ettiği göze
çarpmaktadır. Söz konusu işleme ilişkin muhasebe kayıtları
aşağıda sunulmaktadır.
|
Diğer taraftan
bahse konu sözleşmenin yukarıdaki örnekten daha farklı bir sonuçta
gerçekleşmesi durumunda müşterinin zararından bahsetmek mümkün
olmayacaktır. Buna göre
cari piyasa kuru referans kur olan 1.64’ün altında gerçekleşmiş
olsaydı, banka müşterisine
200.000 $ mevduat kalemi ile birlikte 416 $(brüt) faiz ve
opsiyon primini, USD cinsinden ödemek
durumunda kalacaktı. Bu durumda müşterinin geliri, mevduat
faizi ve opsiyon primi olmak üzere
net olarak 404 $’a baliğ olacaktı. Görüleceği üzere müşterinin
elde edeceği gelir veya uğrayacağı
kayıp miktarını belirleyen unsur, tamamen opsiyon koşulları
ve piyasada oluşan fiyatlamanın
opsiyon koşulları karşısındaki durumudur.
|
DCD işlemleri
vasıtasıyla müşteriye ödenen prim nedeniyle TCMB’ye bildirilen azami faiz
oranları üzerinden müşteriye getiri sağlanmasına imkan verildiğine
dair iddialar da söz
konusudur. Ancak bilindiği üzere DCD sözleşmesi imzalandığında
piyasadaki mevcut kur ile
vadedeki kur arasında emin olacak seviyede öngörülebilinir
bir ilişki söz konusu değildir. Özellikle
USD ve EURO gibi günde trilyonlarca TL’ye tekabül eden işlemlerin
yapıldığı bir piyasada,
müşterinin kur hareketlerinden kesinlikle menfaat temin edeceğini
ifade etmek oldukça zordur.
Ayrıca DCD işlemleri vasıtasıyla müşteriye ödenen primin
faiz niteliğine sahip olduğunu iddia
etmekte güçtür.
|
DCD işlemleri
bankacılık sektörümüzde yalnızca müşteriye TL satma (müşteriden döviz
alma) hakkının satılmasıyla gerçekleşmemektedir. Ayrıca müşteriye
döviz alma hakkının satıldığı
DCD işlemleri de söz konusu olabilmektedir. Bu duruma ilişkin
bir örnek aşağıda sunulmuştur.
|
Sayfa 4 /
10
|
MAYIS-HAZİRAN
2010, ACTIVE
|
Valör |
Vade
|
Mevduat Tutarı
|
İkili Döviz İşlem Oranı
|
Opsiyon Oranı
|
Mevduat Faizi
|
Referans USD Kuru
|
İkili Döviz Getiri Tutarı
|
03.11.2009
|
10.11.2009
|
14.000.000 TL
|
14,40%
|
7,20%
|
7,20%
|
1,4950 TL
|
38,663 TL
|
Örnek olayda
müşteri ve banka arasında imzalanan sözleşmede, müşteri, teminat olarak
yatırmış olduğu TL mevduatını bankaya döviz olarak satma
hakkını satmıştır. Sözleşmede yer
alan koşullara göre, piyasada USD kuru vade tarihinde referans
USD kurundan yüksek olursa,
müşteriye anapara ve ikili döviz getirisi TL olarak ödenmektedir.
Buna karşın piyasada USD kuru
vade tarihinde referans USD kurundan daha düşük veya eşit
olursa, müşteriye anapara ve
getirinin referans USD kuru üzerinden USD karşılığı ödenmesi
hususunda anlaşılmaktadır. Bu
koşullardan da görüleceği üzere, banka piyasa döviz kurunun
referans döviz kurundan daha
düşük ve eşit olması durumunda opsiyon hakkını kullanma yoluna
gidecektir. Böyle bir durumda
müşteri anlaşılan referans kuru üzerinden TL mevduatını ile
ikili döviz getiri tutarını satma
yükümlülüğü altına girmektedir. Aksi durumda yani piyasa
döviz kurunun referans döviz kurunun
üzerinde olması halinde banka müşteriye ikili döviz işlem
oranı üzerinden hesaplanan 38,663 TL
(brüt) tutarındaki ikili döviz getiri tutarını ödeme yükümlülüğü
bulunmaktadır. Vade tarihinde
piyasa USD kuru 1,45 olarak gerçekleşmiştir. Sözleşme hükümlerine
göre, piyasa USD kuru
referans USD kuru olan 1,4950 TL’den düşük olduğu için, banka
opsiyon hakkını kullanacaktır.
Buna göre bankaca, teminata yatırılan mevduat tutarı olan
14.000.000 TL ile ikili döviz getiri
tutarı (net) 35.763,29 TL olmak üzere toplam 14.035.763,29
TL referans USD kuru olan 1,4950
TL üzerinden müşteriye 9.388.470,43 USD döviz satılmaktadır.
Söz konusu sözleşme nedeniyle
müşteri piyasada USD/TL kuru olan 1,45 TL’den döviz alma
yerine 1,4950 TL’den döviz satın
almıştır. Müşteri 14.035.763,29 TL’lık mevduatını piyasa
döviz kuru üzerinden USD cinsine
dönmüş olsaydı, 9.679.836 USD’lık bir tutara sahip olacak
iken, sözleşmede bankaya verilen
opsiyon hakkının bankaca kullanılması sonucunda 9.388.470,43
USD’lik tutara sahip olmuştur.
Böylelikle piyasa fiyatlarına göre müşterinin 291.366 USD
tutarında zarara maruz kaldığı net bir
şekilde görülmektedir. Buna karşın bankanın, piyasada USD
kuru 1,45 TL iken referans döviz
kuru olan 1,4950 TL üzerinden döviz satmak suretiyle 291.336,32
USD’lık gelir elde ettiği
görülmektedir. Banka ve müşteri arasında akdedilen sözleşme
çerçevesinde TL-Döviz bazlı
yapılan örnek DCD işlemi neticesinde müşteri zarara maruz
kalırken, banka net anlamda gelir
elde etmiştir.
|
3. DCD İşlemlerinin Muhasebeleştirilmesi
|
DCD’ler Türkiye
Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayımlanan 39 sayılı Finansal
Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme Standardı (TMS 39) uyarınca
saklı türev ürünler olarak kabul
edilmektedir. TMS 39’un 10 uncu fıkrasında “saklı türev ürün”lerle
ilgili olarak,
|
Saklı türev ürün,
türev olmayan bir asal sözleşme de içeren karma (melez) aracın bir
bileşenidir (sözü edilen asal sözleşme, ilgili karma araca
ilişkin nakit akışlarından bazılarının bir
türev ürününkine benzer biçimde farklılaşması etkisi de yaratmaktadır).
Saklı türev ürün, aksi
durumda, değiştirilmesine ancak sözleşme gereğince hükmolunabilecek
nakit akışlarından
bazılarının veya tamamının, belirli bir faiz oranı, finansal
araç fiyatı, ticari mal fiyatı, döviz kuru,
fiyat veya oran endeksi, kredi derecesi veya kredi endeksi
ya da sözleşmenin taraflarından birine
özgü olmayan finansal olmayan diğer bir değişkene göre değiştirilmesine
neden olur.
|
hükümleri yer
almaktadır. Anılan hükümleri DCD işlemlerine uyarlarsak, türev olmayan asal
sözleşmenin mevduat, türev ürünün opsiyon olduğu anlaşılmaktadır.
Saklı türev ürünlerin nasıl
muhasebeleştirileceğine dair 11 inci fıkrada ise;
|
Bir saklı türev
ürün, sadece ve sadece aşağıdaki koşullar yerine getirildiği takdirde asal
sözleşmeden ayrıştırılır ve bu standarda göre türev ürün
olarak muhasebeleştirilir:
|
Sayfa 5 /
10
|
MAYIS-HAZİRAN
2010, ACTIVE
|
• |
İlgili saklı türev ürünün ekonomik özellikleri ve risklerinin,
asal sözleşmenin
ekonomik özellikleri ve riskleri ile yakından ilgili olmaması
(bakınız: Ek A Paragraf UR
30 ve UR 33);
|
Saklı türev ürünle aynı sözleşme koşullarını haiz farklı
bir aracın, türev ürün tanımını
karşılamakta olması; ve
|
Karma finansal aracın, gerçeğe uygun değerindeki değişiklikler
kâr veya zararda
muhasebeleştirilen bir biçimde gerçeğe uygun değerden ölçülmemesi
(diğer bir
ifadeyle, gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan
bir finansal varlık veya
finansal borçta bulunan saklı türev ürünün ilgili asal sözleşmeden
ayrıştırılmaması).
|
•
|
•
|
ifadeleri yer
almaktadır. DCD işlemlerine konu olan mevduat ve opsiyonun sahip oldukları
risklerin birbirinden farklı olması, tam teminatlı opsiyon
işlemiyle bir döviz opsiyonunun temelde
aynı finansal sonuçlara sahip olması nedeniyle mevduat ve
türevin ayrı olarak
muhasebeleştirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte sözleşme
hükümleriyle bu muhasebe
kuralları farklılaşabilecektir. Önceki sayfalarda anlatılan
müşteriye ait 200.000 USD’nin bankaya
satma hakkının müşteri tarafından %7,75 prim karşılığında
bankadan alındığı DCD işleminin
muhasebeleştirme kayıtları aşağıda sunulmaktadır.
|
a) Sözleşmenin yapılması
|
---------------------------------------------------09.03.2010------------------------------------------------
311- Döviz Tevdiat Hesabı
(Vadeli)200.000 USD
1301-Döviz Tevdiat Hesabı200.000
(Vadesiz)USD
965- Opsiyon Alım Satım
İşlemleri
Para Alım
Opsiyonları200.000 USD
2
967- Opsiyon Alım
Satım İşlemleri
Para Alım200.000
OpsiyonlarıUSD
964- Opsiyon Alım Satım
İşlemleri
Para Satım
328.000 YTL3 Opsiyonları
966- Opsiyon Alım
Satım İşlemleri
Para Satım328.000
OpsiyonlarıYTL
|
Sayfa 6 /
10
|
MAYIS-HAZİRAN
2010, ACTIVE
|
b)
Piyasa kurunun anlaşma kuru olan 1,64’ün üstünde 1,66 olarak gerçekleşmesi |
b-1) Müşteriye mevduat faizinin ödenmesi
|
----------------------------------------------------17.03.2010-----------------------------------------------
611- Mevduata Verilen
Faizler127,35
295- Döviz Vaziyeti65,22
4
|
301- Döviz Tevdiat
Hesabı 2
380- Ödenecek Vergi
ve Fonlar
294- Döviz Alım-Satım
Hesabı
|
b-2) Bankanın Opsiyonu Kullanması ve müşterinin dövizini alması
|
65,22 USD
|
19,09 TL
|
108,26
|
--------------------------------------------------17.03.2010-------------------------------------------------
200.065,22
USD301- Döviz Tevdiat Hesabı
294- Döviz Alım-Satım
5
Hesabı332.000 TL
300- Tasarruf
Mevduatı328.000 TL
300-Tasarruf
Mevduatı557,10
200.065,22
295- Döviz VaziyetiUSD
752-
Türev İşlem
Karı 33.442,9 TL
|
b-3) Opsiyon İşleminin Nazım Hesaplarından Çıkarılması
|
967- Opsiyon Alım Satım
İşlemleri
Para
Alım Opsiyonları
|
2
|
965- Opsiyon Alım
Satım İşlemleri
Para Alım
Opsiyonları
|
966- Opsiyon Alım Satım
İşlemleri
Para
Satım Opsiyonları
|
964- Opsiyon Alım
Satım İşlemleri
Para Satım
Opsiyonları
|
200.000 USD
|
200.000
USD
|
328.000 YTL
|
328.000
YTL
|
3
|
Söz
konusu mevduat faizi ayrıca TL’ye çevrilecektir.
Örnekte
4.008 TL türev işlem karı olduğu belirtilmişti. Ancak Banka 339,7 USD (564 TL)
opsiyon primi ödediğinden
dolayı net karı yaklaşık 3.443 TL ye gerilemiştir.
|
3
|
2
|
Sayfa 7 /
10
|
MAYIS-HAZİRAN
2010, ACTIVE
|
4.
DCD İşlemleri ve Mevzuatta Yer Alan Belirsizlikler |
DCD uygulamaları
faiz oranlarının düşük olmasının da etkisiyle bankaların müşterilerine
sunduğu yeni yatırım ürünlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
DCD’lerin işleyiş süreci ve
niteliği daha önceki sayfalarda detaylı şekilde açıklanmıştır.
Bilindiği üzere, DCD’lerin hukuki
niteliğini ortaya koyan düzenleme bulunmamaktadır. Bu itibarla
düzenleme olmaması nedeniyle
ortaya çıkan tereddütlerin sözleşme hukuku çerçevesinde taraflar
arasında yapılan sözleşmenin
içeriği ve bu içerikte tarafların hak ve yükümlülüklere ilişkin
yazılı hükümler çerçevesinde
giderilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bankalar ve müşterileri
arasında imzalanan
sözleşmeler ile DCD işleminin tarafları arasında karma bir
hukuki ilişki mevcuttur. Buna göre
taraflar arasında yapılan sözleşme çerçevesinde mevduat hesabı
ile opsiyon işleminin iç içe geçtiği
DCD uygulamalarında, opsiyon yükümlüğü ve finansal varlık
olarak mevduatın teminata alınması
nedeniyle karma bir hukuki ilişki ortaya çıkmaktadır. Bir
boyutuyla mevduat sahibine yüksek
getiri sağlamak amacına matuf olmakla birlikte anapara kaybı
riskini de içinde barındıran
mevduat hesabına opsiyon işlemi yamalanmaktadır. Bu yönüyle
DCD’lerin mevduat yönü ağır
basmaktadır. Diğer bir boyutuyla yine müşteriye yüksek getiri
sağlama amacıyla birlikte anapara
kaybı riskini de içeren opsiyon işlemine mevduat hesabı teminat
olarak alınmaktadır. Bu yönüyle
de DCD’lerin opsiyon işlem yönü ön plana çıkmaktadır.
|
Bankalar ve müşterileri
arasında yapılan sözleşmelere bakıldığında ise, baz alınan referans
döviz kurunun üzerinde veya altında oluşan cari döviz kurlarına
göre opsiyon koşullarının
belirlenmesi, opsiyon oranı üzerinden opsiyon priminin hesaplanması,
opsiyona konu olan varlığın
bulunması ve bu varlığın mevduata dayandırılması, mevduatın
opsiyon işlemine teminat olarak
rehnedilmesi, ödemenin yapılacağı para biriminin değer kaybetmesinden
kaynaklanacak zarara ve
anapara kayıplarına maruz kalınması yönünde riski içermesi
gibi unsurlar nedeniyle DCD’lerin
opsiyon işlem yönü ağır basmaktadır. Bu itibarla detaylı
şekilde örnek uygulamalar ile açıklanan
DCD işlemlerinin, sözleşme hükümleri çerçevesinde opsiyon
sözleşmesi kapsamında
değerlendirilmesi hukuki anlamda gereklilik arz etmektedir.
|
Mevcut DCD işlemlerinde,
sözleşmelere konulacak muhtelif hükümlerle bankadan bankaya
hukuki niteliğin farklılık gösterebileceği düşünülmektedir.
Diğer bir deyişle DCD işlemlerinin
hukuki niteliğinin taraflarca düzenlenen sözleşmelere bırakılması,
ileriki dönemlerde müşteri ile
bankalar ve hatta muhtemelen Kamu’nun da içinde taraf olabileceği
hukuki sorunların ortaya
çıkması ihtimal dâhilindedir. Bu nedenle herhangi bir bankanın
TMSF’ye devri halinde teminata
alınan paranın sigorta kapsamında olup olmaması, Bankacılık
Kanunu’nun 107 nci maddesinin 2-a
maddesi ve Sigortaya Tabi Mevduat Yönetmeliğinin 2-a bendinin
uygulanmasına yönelik hukuki
sorunları ortaya çıkabileceği düşünülmektedir. Söz konusu
sorunlar da göz önünde
bulundurulduğunda DCD ve benzeri finansal araçlarının hukuki
niteliğinin belirlenmesine matuf
yeni düzenlemelerin yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
|
Diğer taraftan
piyasa döviz kurunun opsiyon hakkının kullanılmasını engelleyecek şekilde
oluşması halinde müşterinin, bankadan, mevduat faiz ve opsiyon
prim geliri elde etmesiyle de
hukuki sorunlar ortaya çıkabilecektir. Buna göre müşterinin
opsiyon sözleşmesi koşulları
çerçevesinde banka tarafından opsiyon hakkının kullanılmaması
durumunda elde edeceği faiz ve
opsiyon prim oranları toplamının, TCMB’ye bildirilen azami
faiz oranlarının aşıp aşmadığı
hususunda tereddütler ortaya çıkması muhtemel görülmektedir.
Yaşanacak tereddüt ise,
DCD’lerin hukuki niteliğine ilişkin düzenlemelerin bulunmamasından
kaynaklanmaktadır. Şöyle ki,
banka ve müşteri arasında düzenlenen sözleşme çerçevesinde
detayı açıklanan DCD uygulamaları
sonucunda teminat olarak Banka’da tutulan paranın mevduat
sayılıp sayılmayacağı hususunda
kesin yargıya ulaşılamadığı için, teminatta tutulan paraya
faiz ve opsiyon primi adı altında yapılan
toplam ödemelerin Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma
Hesapları Kar ve Zarara Katılma
Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer
Menfaatler Hakkında 2006/1 Sayılı
Tebliğ’i kapsamında değerlendirilmesi de tartışmalı hale
gelebilecektir.
|
DCD’ler ile ilgili
olarak düzenlemenin olmaması, taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki
hükümlerin ortaya koyduğu hukuksal sonuçları daha öncelikli
hale getirmektedir. Bu itibarla,
bankadan bankaya uygulaması farklılaşabileceği düşünülen
DCD ve buna benzer bankacılık
işlemlerinin mevduat niteliğini haiz olup olmadığının TCMB
tarafından hukuki zemine oturtulması
anlamında bir düzenleme yapılmasının yararlı olabileceği
düşünülmektedir. TCMB tarafından DCD
|
Sayfa 8 /
10
|
MAYIS-HAZİRAN
2010, ACTIVE
|
işlemlerinin
mevduat niteliğinde olduğuna dair düzenleme yapılması halinde, bankalarca fiyatlama
yapılırken azami faiz oranları ile ilgili düzenleme göz önünde
bulundurulacaktır.
|
Diğer taraftan
DCD’lerin hukuki durumunun netleştirilmesiyle birlikte mevduata faiz dışında
menfaat temin edilemeyeceğine dair düzenleme kapsamında sorun
ortaya çıkmaktadır. Bilindiği
üzere 22.11.2006 tarih ve 26354 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
‘Mevduat ve Kredi Faiz
Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları
İle Özel Cari Hesaplar Dahil Bu
İşlemlerde Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Karar’ın
4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında
mevduat hesaplarına mevduata faiz dışında menfaat temin edilemeyeceği
hükme bağlanmıştır.
DCD işlemlerinde bankalarca müşteriye mevduat faizine ilave
olarak opsiyon primi adı altında
ilave bir ödeme yükümlülüğü getirilmektedir. Bu itibarla
DCD’ler ile ilgili düzenlemeler getirilirken
söz konusu tebliğ hükmünün de göz önünde bulundurulmasının
yararlı olabileceği
düşünülmektedir.
|
5.Sonuç
|
Krize rağmen sahip
olduğu finansal genetiği koruyan global ekonomi düzeni, finansal ürün
çeşitliliği bakımından opsiyon ile mevduat sözleşmesinin
birleştirildiği gömülü türev araçlardan biri
olan DCD’lerin Türk Bankacılık Sektörü’nde kullanımını sağlamıştır.
Düşen piyasa faiz oranları
nedeniyle eskisi gibi yatırımlarından aradığı getiriyi bulamayan
müşteriler, vergiden kaçınma
olgusuyla birlikte DCD’leri benimsemiş ve yaygınlaşmasına
neden olmuştur. Ancak söz konusu
yaygınlaşmanın daha önemli bir nedeni bankaların pazarlama
stratejileri olduğu bir gerçektir.
Anılan yaygınlaşmanın kontrollü olması ise maruz kalınan
risklerin doğru algılanmasıyla mümkün
olacaktır.
|
Yeni finansal
araçların meydana getirdiği bir diğer sorun da hakkındaki hukuki
düzenlemelerin muğlâk olmasıdır. Bu nedenle alınan risklerin
doğru algılanabilmesi için DCD’lerin
hukuki konumunun net bir şekilde ortaya konulmasında yarar
görülmektedir.
|
SPOTLAR
|
Opsiyon ile mevduat
sözleşmesinin birleştirildiği gömülü türev araçlardan biri olan DCD’ler,
bankanın müşterisine ait mevduat hesabı üzerine rehin tesis
etmek suretiyle, döviz opsiyonu satın
aldığı ve karşılığında müşteriye prim ödemeyi kabul ettiği
bir finansal enstrümandır.
|
Söz konusu sözleşmelerde opsiyonu veren müşteriye,
opsiyon koşulu olan piyasa döviz
kurunun referans döviz kurundan daha yüksek ve eşit olması
durumunda, sözleşmeye konu varlık
olan mevduat tutarını kararlaştırılan fiyattan bankaya satma
veya piyasa döviz kurunun referans
döviz kurundan daha düşük ve eşit olması durumunda mevduat
tutarını üzerinden kararlaştırılan
fiyattan döviz alma yükümlülüğü getirilmektedir.
|
Sözleşmedeki
şart; piyasa döviz kurlarının, kararlaştırılan referans döviz kurunun üzerinde
veya altında gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine bağlanmıştır.
Söz konusu işlemin hukuki bakımdan
etkili olması, başlangıçta vukuu şüpheli olayın gerçekleşmesine
bağlıdır. Bu itibarla sözleşmede
belirtilen alım ve satım yükümlülükleri sözleşmenin tarafları
açısından borçlandırıcı işlem niteliği
arz etmektedir.
|
Bu yapısı itibarıyla
DCD işlemi aslında finansal türev araçlardan olan opsiyon ile mevduatın
iç içe geçtiği bir yatırım aracı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Genellikle bu tarz işlemler, ihracat ve
ithalat yapan ve işlemlerinde birden fazla para birimi kullanan
yatırımcılar ile risk iştahları yüksek
müşteriler için cazip hale gelmekle birlikte, bankaların
pazarlama hedefinin mevduat tabanına
doğru yöneldiği de dikkati çekmektedir.
|
Sayfa 9 /
10
|
MAYIS-HAZİRAN
2010, ACTIVE
|
DCD işlemleri bankacılık sektörümüzde yalnızca
müşteriye TL satma (müşteriden döviz
alma) hakkının satılmasıyla gerçekleşmemektedir. Ayrıca müşteriye
döviz alma hakkının satıldığı
DCD işlemleri de söz konusu olabilmektedir.
|
Bilindiği üzere,
DCD’lerin hukuki niteliğini ortaya koyan düzenleme bulunmamaktadır. Bu
itibarla düzenleme olmaması nedeniyle ortaya çıkan tereddütlerin
sözleşme hukuku çerçevesinde
taraflar arasında yapılan sözleşmenin içeriği ve bu içerikte
tarafların hak ve yükümlülüklere ilişkin
yazılı hükümler çerçevesinde giderilmesi zorunluluğu ortaya
çıkmaktadır.
|
Yeni finansal
araçların meydana getirdiği bir diğer sorun da hakkındaki hukuki
düzenlemelerin muğlâk olmasıdır. Bu nedenle alınan risklerin
doğru algılanabilmesi için DCD’lerin
hukuki konumunun net bir şekilde ortaya konulmasında yarar
görülmektedir.
|
Sayfa







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder